Hayal

Havalar mis. Güneş hiç daha önce mutlu etmemiş gibi saçıyor neşesini. Sanki havada kahkahalar. Benim dikkatim dağınık. Ne zaman böyle olsa “Hop topla odağını!” diyorum kendime. Geride kaldı öyle çabuk sevmeler, kontrolsüz düşünceler.

Bugün hayallerden bahsettik, diksiyon kursunda. Daha başında olduğum uzunca keyifli bir yol bu kurs onu da es geçmeden devam edelim. Ne dedim, hayallerden bahsettik. Ne zaman hayal kurdum en son diye sordum kendime. Meğer hayal kurarak yaşıyormuşum. İyidir, kötüdür sizin eleştiriniz. Ama seviyorum ben hayallerimi ve hayallerimin peşinden gitmeyi. Aynı heyecanla hayata sarılmam için hayallerime ihtiyacım var demek belki daha doğru olur. Boyundan büyük olsun isterse ne fark eder? Bu benim diyebilmeli insan, olduğu gibi sevebilmeli kendini ve sonra çılgın hayaller kurmalı. Belki de her gece. Hatta denize bakıp şöyle enginliğinde. Büyük, küçük demeden. Ardından yürünücek bir yol hayal edemiyorsan nerde yürüdüğünün ne önemi var?

Sonra, ardından yürüdüğüm ve pişman olduğum yolları hatırladım. Pişman olmak demeyelim de “ahh böyle olmasaydı” dediğimiz yaşanmışlıklar diyelim. Yine de çok kötü hissetmedim. Çok daha özgür hissettiğim bir kesin. Sadece artık gidemediğim yoldan geri dönmüşüm meğer. Bu noktada bazen “nasip” kelimesinde kilitleniyor dudaklar. Ayıbın yolları kayıp, bir ton emek verdiğin yolları da sonu uçurum ya da çıkmaz sokak diye sevmezsen, unutmaya çalışırsan, önümüzde yıllar yıllar var, sonrasında nasıl devam edersin kendi kendinle yoluna?

Bütün üzüntülerimin sorumluluğunu almayı öğrendim, yalnızlığımı sevmeyi de öğrendim, hatta “Gerekirse de üzüleceksin, hayat bu!” demeyi bile öğrendim, yeri geliyor tutmuyorum kendimi, gerçekten böyle hüngür şakır üzülüyorum. Yeni bir karar daha aldım ki bundan sonra bütün “pişmanlıklarım” da benim. Keşkelerinden pişmanlık duymamak ne şifalı. İnsan en çok kendi kendini iyileştirebiliyor.

Çok güzel bir pazar, harika bir kahvaltı. Benim arkadaşlarım var, kendim gibi bildiğim. Hele bir tanesi var beni çocukken bildi, büyüyüşümü izledi, aynı şekilde ben de. Yolumuz bir, kalbimiz bir. Harika kahvaltı deyince iki kelamının yüzümü gülümsetmesinden daha öte yolumuzun uzun olduğunu bildiğim can arkadaşıma da selamsız geçmek istemedim.

Özetle akışa müdahalesizliğimden korktuğum ve otokontrolüme sahip çıktığım bir pazar, kafamda tamlaşan düşünceler. “Artık” ile başlayan cümleler kurmamaya karar verdim. Artık diyene kadar, adım atacağım hayaller kurmaya karar verdim. Bu güzel hisle yazıyorum biriciğimi şimdi. Bahar geldi sevgili okuyanlar, hızla kalbinize de bahar gelmesi dileğimle…

NOT: Yarın 23 Nisan. Benim en sevdiğim bayram. Çocukların bayramı. Çocukluğun bayramı. Kalbimizdeki çocuklara, şimdiden umutlu bir gün diliyorum. Hatta umutlu bir ömür diliyorum tüm kalbimle.

Sevgiler,

Tules

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s