İntikam

“Şahsiyet” dizisini izledim kısa bir süre önce. Henüz altı bölümü yayınlandı ve bir solukta izlemiş olabilirim. Dizinin muhteşem bir yapım olmasını bir yana koyalım öncelikle iki şeyden bahsetmek istiyorum. Haluk Bilginer’e aşığım. Aşk derken oyunluğuna, yaşına rağmen duruşuna, ses tonuna aşığım. Büyük bir saygıyı hak ettiğini düşünüyorum ve bağır bağır aşkımı duyurmak istiyorum buradan. Ki bence aşk evet en temel anlamı iki ayrı cinsin birbirine karşı duydukları güçlü duygu, yoğun ilişki anlamına gelse de bence bir nefesten, bir çiçeğe, bir andan, bir anıya her şeyi içine alan büyük bir sevgidir. Aşk demişken Hümeyra’ya da aşığım. Hele ki ilk bölümün başında yaptığı bir Pasadoble var ki izlerken çok keyif aldım. Ne demeli bence kadın kelimesinin tanımı da Hümeyra üzerinden yapılmalı. Kadın gibi kadın dedim içimden. Bütün mimikleri, jestleri beni içine çeken, safi ılık bir enerjiyle dolu, dengeli, özgüvenli, dolu dolu bir kadın.

Gelelim Agah Beye. Agah Beyoğlu (dizide Haluk Bilginer’in canlandığı karakterin adı) emekli bir adliye memuru. Yalnız ve kendi halinde bir yaşam sürerken konulan Alzheimer teşhisi ile hayatı alt üst olur. Hastalığından dolayı elinde sonunda herşeyi unutacağını öğrenince de başlar eski defterleri kapatmaya. Eleştirmek zaten benim haddim mi bilmem ama Türkiye standartlarının da çok üstüne bir dizi olduğuna eminim, bir izleyen olarak. Beni kendimi düşündürtmeye sevk eden her görsel sanatı da izlemekten ayrı keyif aldığımı da söylemeliyim bununla beraber.

Ve evet düşündüm. Herşeyi unutacağınızı, değil seneler öncesini, yaptığınız her iyiliği ve her kötülüğü, dün yemekte yediğiniz yemeği bile unutacağınızı bilseniz ne yapardınız? Bütün derin yaraları ve bırakanları cezalandırmak ister miydiniz mesela? Yoksa çoktan Allahından bulsun dediniz mi bile? Ben diziyi izlerken kendimi çok sorguladım. İntikam içinde durmadan yanan ateşi söndürür mü? Ya da o ateş sönünce insan rahata erer mi? Bilmiyorum. Bence o ateş zaten sönmez, sönse de bu seni mutlu etmez.

Olan oldu, kalp kırıldı, yen içinde kaldı. Ders çıkarıp devam etmek güçler dengesi dünyasında bir insanı kendine verebileceği en güzel hediye. İntikam körü körüne saplanıp kaldığımız acılarımızdan ibaret. Boyu ne uzar ne kısalır.

Yanlışı gördüğün yerde düzeltmek ayrı, yanlışı yanlışla düzeltmek apayrı bir düşünce şekli. Yanlışı yanlışla düzeltmeyelim. Sevgiyle düzeltelim. İletişimsiz kalmış her hücremize kadar kendimizi tanıyalım, kendi yaramıza derman olana kadar. Durmak yok. Çiçekli yolumuza devam.

Sevgiyle,

Tules.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s