tules

Bir okuyanımdan mail aldım dün. Kızım olacak, Tules ne demek diye soruyor. Düşünmedim de direk anlattım. Ama sonradan fark ettim ki beni tanıyanlar bile belki tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyor. Anlatayım dedim, Tules ne demek. Ve ben nasıl Tules olmuşum.

Sene 1992, aylardan Aralık. Annem bana hamile olduğunu öğreneli kısa bir zaman olmuş, evde çılgın bir heyecan. İlk aylar annemi çok yormuşum yalan değil, midesi hiçbir şeyi içinde tutamayacak kadar kötüymüş hatta.

Daha cinsiyetim öğrenilmemiş. Annemin hayali hep bir erkek çocuk, adı daha ilk günden belli Berk. Babamsa kız çocuğu olsun diye yanıp tutuşuyor tabiri caizse. Öyle ki her gün ama gerçekten her gün gül alıyor, mucizesini gerçekleştiren kadına. Ama akıllarında bir isim yok kız olursa ihtimaline karşı. Farklı olsun istiyorlar sadece, duyulmamış olsun, anlamlı olsun.

Soğuk bir akşam annemin yine midesi çok kötü ve anneannemde kalıyor ki anneannem ona bakıyor hatta dedem zorla iki lokma yedirmeye çalışıyor. Annem o zamanlar tabi benden bile zayıf, bünyesi asla kaldıramıyor.

Babam o zamanlar Akbank’ta çalışıyor. Levent’te işten çıkmış o akşam. En samimi arkadaşları çağırıyor babamı içmeye. Çünkü babam heyecanlıdan daha bile heyecanlı. Teşvikiye’de caminin iki sokak ötesinde muazzam tarihi bir yapıya sahip olan Eskikapı Ocakbaşı’nda buluşuyorlar. Ve konu geliyor “Ee eğer kız olursa adı ne olacak?” sorusuna.

Sabahat Öğretmen, şahit olmanızı gönülden isteyebileceğim harika bir kadındır bu arada kendisi, o zamanlar Şişli Terakki’de öğretmenlik yapıyor. Bir öğrencisi var özel derse gittiği, adı Tules. Babam der ki Tules’i öyle güzel anlattı ki gerçekten ona benze istedim. Tules güzeller güzeli bir kız çocuğu o zamanlar, aynı zamanda nasıl kibar ve nasıl da başarılı. Yazın, benzesin istedim diyor babam.

Sabahat Öğretmen Tules’i anlatıyor ve ardından aklınızda bulunsun alın size farklı bir ad, diyor. Babam öyle beğeniyor ki adımın ahengini oracıkta alkollü kafayla unutmamak için bir peçeteye yazıyor ve cebinde saklıyor peçeteyi.

Babamın o zaman bildiği tek anlamı Tules’in bir dağ çiçeği oluşu, Karadeniz dolaylarında yetişen. Hala kokulu öper beni bir çiçek gibi kokuyormuşumcasına. Ve çiçek gibi der kızımın ömrü ve öyle geçsin diye de dua eder.

Aylar geçiyor. Temmuz’un 14ü annemin akşama doğru sancıları başlıyor ki, 15i sabaha karşı artık dayanılmaz olunca hastaneye yetiştiriyor babam. Doğuşum da biraz zorlu. Henüz beni beklemiyorlar, bir haftam var zannediyorlar. Ve annemin doktoru tam da bu sebepten ötürü tatilde. Acilde ters döndüğümü hatta utanarak söylüyorum ki boka battığımı söylüyorlar babama ve diyorlar ki bebeği kurtaramayabiliriz. Babam perişan ama anne, diyor, anne, bana aşkımı kurtarın. Dayanamıyor hatta sigara içmeye çıktım diyor dışarı, annenle seni aldılar, dedenler geldi ve dayanamayıp korkunç, hüngürdeyerek ağladım.

Hayat doğmamı, var olmamı istemiş bir şekilde. Doğuyorum. Domatese benzer bir halim var. Ve yine mucizevi bir tesadüf alnımın ortasında kocaman bir gül izi var. Sanki babamın eve getirdiği her gül annemin kalbinde bir iz bırakmışcasına. Hala da çok kızdığımda, çok güldüğümde ve çok ağladığımda alnımda belirir o gül.

Gelelim Tules ne demek. Ben ilkokul çağım boyunca hep dağ çiçeği anlamını söyledim herkese çünkü sadece onu biliyorduk. Hatta biraz da çalışkan bir öğrenci olduğum için arkadaşlarım “Dağ ineği” diye dalga geçerlerdi.

Liseye geçtiğimde peşine düştüm anlamlarımın.

Tules, Farsça huzur demekmiş. Hayatımın her dönemini huzurlu geçirdim desem size şimdi yalan olur. Ama iç huzurumu nihayetinde buldum dersem ve onun ardındayım, artık tek vazgeçemeyeceğim şey huzurum dersem yalan söylemiş olmam.

Fonetik olarak benzeseler de, yani okunuşları aynı olsa da yazılışlarının benzemediği başka bir söyleyişte Tules, Orhun Yazıtları’nda geçen bir prensesin adı. Prenseslik konusunda yorum yapamayacağım tabi. Bana bu hayatta bir babam bir de erkek kardeşim gerçekten prensesmişim gibi davranır.

Son olarak geçtiğimiz aylarda iş esnasında Arap bir müşterim Tules’in Arapça “acele” demek olduğunu ifade etti. Ve evet, ne kadar kendimi dizginlemeye çalışsam, hatta bunun için baya da uğraş sarfetsem de aceleciyimdir hayatımda. Eğrisini doğrusunu tartmadan hareket ettiğim de çok olmuştur hatta. Ama zamanla ve biraz da olgunlaştıkça farkındalığın yükseliyor diyebiliriz.

Ben adımı çok seviyorum. Yalan değil, ilkokul çağlarında biraz zorlandım. Farklı olan her zaman zordur çünkü. Bilinmeyen eleştirilir hep çünkü. Ve o yaşlarda çocuklar tahminsiz acımasızlaşabiliyor. Ama sonra, geçti. Ve adımla baş başa kaldığımda gerçekten “Tules” diyebiliyorum gururla.

Adım Tules, içim huzur, bu yüzden blogumda sizi Merhaba Huzur diye karşılıyorum. Bu benim hikayem, rengi birbirinden ayrı her hikayeye,

Sevgilerimle,

Tules.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s