mankurt

Mankurtlaşmak, günümüzde ulusal kimlikten uzaklaşma, topluma ve kültüre yabancılaşm, zihnin yeniden inşası yoluyla bilinçsizleşme anlamına gelen sosyo-kültürel bir kavramdır.

Mankurt sözcüğü ise gündemimize Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” romanıyla  yeniden girmiştir.

Bu sözcüğün derinliğini anlatabilmek adına ilk olarak size “Mankurt Efsanesi”nden bahsetmek isterim.

Juan Juanlar, Orta Asya kökenli barbar bir toplumdur. Türkler onları Avarlar olarak bilir. Kırgız Türkleri’nin baş düşmanlarıdır. Acımasızlardır. Hatta öyle acımasızlardır ki Juan Juan toplumu tutsak ettiği kişileri, özel köleler haline getirmek için onların tarihte eşi benzeri görülmemiş bir işkence tarzıyla hafızalarını siler.

Efsaneye göre önce tutsakların saçları kazınır ve saç telleri köklerinden teker teker sökülürmüş. Bu esnada bir deveyi keser ve boynundaki deriyi, ki devenin derisinin en kalın yeri burası olduğu için, tutsağın kelleştirilmiş başına geçirirlermiş. Çöl sıcağında kuruyup kölelerin kafasına yapışan deve derisi büzüldükçe köleye dayanılmaz bir acı verirmiş. Bir yandan da kazınan saçlar büyüyüp çıkamadıkça kölelerin kafasına batarmış. Tutsaklar başlarını yere vurmasınlar diye bir kütüğe bağlanır, çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı bir şekilde ıssız bir yerde aç susuz bırakılırlarmış. Beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölürmüş. Ölmeyenlerinse deve derisinden çıkamayan saç telleri beyne kadar ulaştığı söylendiğinden hafızaları kendiliğinden silinirmiş.

Gelin görün ki bomboş bir hafıza ile beşinci günün sonunda yemeğe kavuşan köleler, yiyecek ve su uğruna her işi yapabilecek köleler haline gelir, efendilerine sonsuz itaat ederlermiş.

Bu kölelere de ‘MANKURT’ denirmiş.

Yani mankurtlar ailesini, evini, soyunu unutmuş, yeme-içme ihtiyacı uğruna herşeyi yapabilecek kölelermiş.

Bir hayvandan farksız, kaçmayı dahi düşünmeyen ve tehlike arz etmeyen köleler…

Zihni yeniden kurgulanarak, düşmanını efendi kabul ederek, kendi halkına hatta kendi ailesine karşı savaşan köleler…

Mankurt efsanesini neden mi anlattım?

Her geçen gün toplumumuza “Geçmişi unut, kim olduğunu unut, geleceği düşünme, anı yaşa!” replikleri cayır cayır empoze edilmeye çalışılıyor.

Toplum faydalı olan her gelişmeyi yetişmek için kullanmıyor. Tersine internet çağında internetin esiri olmuş bir genç ordusu var artık.

Robottan farksız büyüyenlerimiz, köpekten farksız yetişmişlerimiz var.

Anamızı, atamızı bilmeden, körü körüne bir cehaletle sahip olduğumuzu sandığımız herşeyin esiri olmayı tercih ediyorsak yine en iyisini biz biliriz.

Ben etmiyorum.

Bence siz de etmeyin.

Sevgilerimle,

Tules.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s