iyi ki doğdun Tules!

Bu gün benim doğum günümdü. Benimle birlikte okuyorsunuz siz de işte kendimden çıktım yola, kendimi arıyorum. İnanın ben de bilmiyorum. Bu günkü gibi mi geçecek yarınım da? Daha da kötü geçebilecek günlerim var mı önümde? Ve başarılı olabilecek miyim? Hayallerime ne kadar uzağım, ya da ne kadar yaklaşıyorum tam da durmak istediğim noktaya?  Ne kadar […]

aşk

Dün kendimi bildiğimden ilk arkadaşım nişanlandı hayatının aşkıyla. Bunu eliyle tutmuş, gözüyle görmüş kadar olmuş bir halle, gönül rahatlığıyla yazabiliyorum. Tek bir soruyu meğer bir zamandır kendime sormamışım. Nedir aşk? Neden gördüğünde şıp diye tanırsın da, ifade etmesi bu kadar güç? Aşkın tek bir norm altında toplanamayacak kadar derin bir his, güçlü bir enerji olduğunu […]

günün şiiri

” Üçüncü bir kaplan arayacağız. Bu Ötekiler gibi benim düşüncelerimden oluşan Bir biçim olacak, insanların sözcüklerinden Bir dizge ve omurgalılardan bir kaplan değil Söylencelerin çok ötesinde, ayakları yere basan Bir kaplan. İyi biliyorum, ama bir şey Bana bu belirsiz serüveni dayatıyor, Bu anlamsız ve akil serüveni ve arıyorum Bu akşam vakti içinde peşine düştüğüm Öteki […]

tules

Bir okuyanımdan mail aldım dün. Kızım olacak, Tules ne demek diye soruyor. Düşünmedim de direk anlattım. Ama sonradan fark ettim ki beni tanıyanlar bile belki tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyor. Anlatayım dedim, Tules ne demek. Ve ben nasıl Tules olmuşum. Sene 1992, aylardan Aralık. Annem bana hamile olduğunu öğreneli kısa bir zaman olmuş, evde […]

yoldan çıkış

Hep aynı yolları benzer şekilde yürüyoruz değil mi? Böyle labirent gibi, kapana kısılmış gibi hissediyoruz bazı günler. Hatta bazı dönemler böyle geçip gidiyor. Ne zaman kırıyoruz o döngüyü? Ne zaman yoldan çıkmaya karar veriyoruz? Ben kendi yoldan çıkma hikayemi sırf o aynı yolu bir daha yürümemek için, kendimi tanıyarak, kusurlarımı görerek, kabul ederek yazdım. Çünkü […]

umut

Bazen şey diye soruyorlar? Nasıl aynı enerjiyle dolaşabiliyorum? Şöyle anlatayım. Her gün aynı umuda sahibim öncelikle. Çünkü ben bu yola çıkarken sadece bildiğim şey şehrimin yemyeşil ayakları yere basan ağaçları olduğuydu. Ve parlak mı parlak bir güneşi. Hatta öyle ki o zaman kıştı. Zordu. Değil içsel bedensel bir sıcaklık nebzesi bile hissetmediğiniz günlerdi. En sevmediklerim. […]